Uppsala’da Erasmus

Eğer Erasmus programından yararlanmak veya bireysel olarak lisans, yüksek lisans ya da doktora eğitiminiz için İsveç’in Uppsala şehrini düşünüyorsanız ve İsveç’in en büyük dördüncüsü  ve eğitim ve tarih açısından Avrupa’nın ilklerinden olan bu şehirde eğitim, eğlence, barınma ve finans konularında bilgi edinmek istiyorsanız doğru yerdesiniz.

Uppsala, az önce yazdığım gibi İsveç’in en büyük dördüncü şehri. Yaklaşık 150,000 nüfuslu bu şehir, öğrenci yoğunluğu ve etkinlikleri açısından bakıldığında Türkiye’nin Eskişehir’i. Yani tam bir öğrenci şehri. Ayrıca Uppsala’nın eski İsveç’in başkenti olduğunu belirtmekte de fayda var. 1447 yılında kurulmuş olan Uppsala Üniversitesi ise İsveç’in en eski üniversitesi. Bunun yanı sıra, üniversitenin akademik başarısı akademiyi sıralamalarda yüksek sıralara taşıyor.
Belgeler
Bu paragraf daha çok Erasmus öğrencilerine hitap ediyor. Erasmus serüvenine başlamadan önce öncelikle bölümünüzün ya da fakültenizin Erasmus koordinatöründen başvuru belgelerinin ne olduğunu öğrendikten sonra, tüm bu belgeleri doldurup, gönderilmesi gerekenleri imzalayıp/imzalayıp, orjinal (ıslak imza) olarak başvurduğunuz bölümün koordinatörüne göndermelisiniz. ‘Acceptance letter’ isimli kabulünüzü resmileştiren belge elinize gelene kadar resmi işlemlere başlayamıyorsunuz.
Erasmus eğitiminiz sürecinde kulağınızın aşina olması gereken belgeler (üniversiteden üniversiteye değişiklik gösterebilir, bunlar Hacettepe Üniversitesi için geçerli olan -ya da en azından olmuş olan- belgeler) şunlar olmalı:
  • Learning Agreement – Bu, oldukça önemli bir belge. Hangi dersleri alacağınızı bu listeye yazacaksınız ve koordinatörlerin onayından geçecek. Bu belgeyi imzalı olarak göndermeniz gerekebilir.
  • Academic Recognition Sheet – Bu belgede Erasmus eğitiminiz sürecinde alacağınız derslerin denkliklerinin döndüğünüzde hangi bölüm derslerine sayılacağını yazacaksınız.
  • Acceptance Letter / Certificate of Acceptance – Karşı üniversiteden kabul gördüğünüze dair bir belge.
  • Confirmation Letter – Üniversitenizin ilgili biriminin, anlaşmalar doğrultusunda karşı üniversiteye size ödenecek hibe ve öğrenim süresi ile ilgili bilgileri belirttiği belge.
  • Course Equivalance Table – Academic recognition sheet ile aynı belge, bölümünüz sizden ayrıca isteyebilir.
  • Housing Application Form – Bunu Uppsala Üniversitesi’nin başvuru formunda doldurmalısınız. Daha detaylı bilgiyi barınma bölümünde yazacağım.
  • Pertition of Exemption from Passport Fee – Bölümden onaylı olarak pasaport harcından muaf olmanız için alıp Emniyet Genel Müdürlüğü’ne götürmeniz gereken belge.
  • Pertition to Department – Bölüm başkanlığına Erasmus eğitim süresini beyan ettiğiniz belge.
Bu belgelerin hangilerinin şart, hangilerinin bölümden bölüme değişiklik gösterdiğini bilmiyorum. Daha detaylı ve kesin bilgi için koordinatörlerinizle iletişime geçmelisiniz.
Barınma
Uppsala’da Erasmus öğrencilerine aşağıdaki yurtlarda kalmak için kontenjan ayrılıyor.  Ben 2010-2011 yılında gittiğim için şu an aşağıdaki bilgiler değişmiş olabilir. Yine de yaklaşık bir bilgi edinmek isterseniz liste şöyle:
    • Kantorsgatan/Rackarberget: 12-24m² odalar, 2750-3100 SEK/ay kira, 4-12 odanın paylaştığı banyo ve mutfak, odaya özel tuvalet.
    • Flogsta: 19m² odalar, 3050 SEK/ay kira, 4-12 odanın paylaştığı mutfak, odaya özel banyo.
    • Ekebyvägen: 20m² odalar, 3780 SEK/ay kira, 6 odanın paylaştığı mutfak, odaya özel banyo.
    • Döbelnsgatan: 10-16m² odalar, 2700 SEK/ay kira, 8 odanın paylaştığı mutfak ve banyo, odaya özel tuvalet.
    • Eklundshovsägen: 20-24m² odalar, 3350-3750 SEK/ay kira, özel banyo ve mutfaklar, ayrıca her binada ortak mutfak.
    • Lilla Sunnersta: 25-48m² odalar, 3680 SEK/ay tek kişilik oda kirası, 3370 SEK/ay çift kişilik oda kirası, özel banyo ve mutfaklar.
    • Hotel Uppsala: 23m² odalar, 3800 SEK/ay tek kişilik oda kirası, 2750 SEK/ay çift kişilik oda kirası, özel banyo ve mutfaklar.
Şehir merkezine uzaklığa baktığımızda, en yakından en uzağa doğru sıralama şu şekilde gösterilebilir:
  • Hotel Uppsala, Ekebyvägen, Döbelnsgatan, Eklundshovsägen, Flogsta, Kantorsgatan/Rackarberget, Lilla Sunnersta.
Bu yurtlardan hangisini tercih ettiğinizi başvuru formunuzda belirtiyorsunuz ve bir süre sonra hangi odaya yerleştirildiğinizle ilgili yurdu işleten işletmeden bir e-posta alıyorsunuz. Bu bilgiye ek olarak, tüm bu kiralara su, elektrik ve internet dahil. Kantorsgatan/Rackarberget ve Flogsta hariç diğer yurtlarda yorgan ve kılıflar size temin ediliyor. Temin edilmemesi durumunda ofisten temin edilmesini isteyebilir ya da IKEA’dan oldukça ucuza yepyeni bir set alabilirsiniz.
Daha detaylı bilgiyi yalnızca kaldığım Lilla Sunnersta ve Eklundshovsägen hakkında verebileceğim. Lilla Sunnersta, diğer yurtlar arasında şehir merkezine en uzak ve en pahalı yurtlardan biri. Yalnız odalar çok yeni, çok güzel bir orman manzarasına sahip ve Uppsala’nın cebinde biraz para taşıran kesiminin yaşadığı Sunnersta semntinin girişinde. İki katlı İsveç mimarisi taşıyan kulübe görünümlü bu binaların ısıtmaları oldukça başarılıydı. Yurdun hemen girişinde bir otobüs durağı olduğundan dolayı ulaşımda da sıkıntı yaşanmıyor. Binaların tam ortasında bir ‘community room’ ve çamaşır odası bulunuyor. Uygun bir zaman bulduktan sonra rezervasyonunuzu yaparak çamaşırlarınızı bu odada bulunan makinelerle yıkayıp kurutabiliyorsunuz. Buna ek olarak araba ve bisiklet parkları, geri dönüşüm odası (çöplerinizi yalnızca geri dönüştürerek atmanız bekleniyor) ve bir de bisiklet yolu bulunuyor. Yakın mahalleler olan Sunnersta ve Gottsunda’da marketler bulunuyor. 5-10 dakikalık bisiklet ve max. 20 dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan bu marketlerden tüm mutfak alışverişinizi yapabiliyorsunuz.
Eklundshof ise şehire ve şehrin ortasından geçen Fyris nehrine oldukça yakın olan ve benzer standartlar taşıyan başka bir yurt. Eklundshof aslında bir otel, fakat üç tane bina öğrencilere ayrılmış ve burada genellikle değişim öğrencileri kalıyor. ‘Fiyat-kalite’ açısından bakıldığında da bence en iyi yurt Eklundshof. Mimarisi Lilla Sunnersta ile neredeyse aynı olan Eklundshof’ta da çamaşır ve geri dönüşüm için odalar, park yerleri ve bunlara ek olarak her binada bir ortak ‘community room’ bulunuyor. Ayrıca nehir kıyısına bakan tarafında da piknik alanı bulunuyor. Eklundshof, Polacksbacken (mühendislik bölümlerinin bulunduğu yer) kampüsüne en yakın olan yurt. Bu binaların manzaraları da en az Lilla Sunnersta manzaraları kadar güzel.

Yalnız Uppsala ve öğrenci evi dendiğinde genellikle herkesin aklına ilk gelen yer Flogsta olacaktır. Flogsta, Uppsala’daki en geniş öğrenci yurdu ‘mahallesi’. Genellikle tüm koridor partileri, öğrenci buluşmaları, teras partileri ve Uppsala’nın meşhur ‘Flogsta Scream’ olayı burada gerçekleşiyor. İkinci akademik dönemimde Flogsta’da boş bir oda bulup yerleşmiştim fakat Lilla Sunnersta’dan sonra rahatıma alışıp koridor gürültülerini (her koridor için geçerli değil tabi) ve ortak mutfak sorumluluğunu kaldırmak istemediğimden dolayı Eklundshof’a taşınmıştım. Yine de, eğer eğlenceden uzak kalmak istemiyorsanız Flogsta Uppsala’daki bir öğrencinin ilk tercihi olmalı.

Ayrıca yukarıdaki listede de görebildiğiniz gibi, yalnızca Lilla Sunnersta ve Hotel Uppsala’da isteğiniz üzerine çift kişilik odalarda kalabiliyorsunuz. Diğer tüm odalar tek kişilik odalar.

Yüksek lisans ve doktora öğrencilerine bu yurtlarda kontenjan ayrılmadığını, ve bu öğrencilerin barınma konusundaki ihtiyaçlarını kendilerinin bulup karşılamaları gerektiğini belirtmeliyim.
Ulaşım
Uppsala ve ulaşım tanımları yan yana geldiğinde ortaya otomatik olarak bisiklet sözcüğü türüyor. Eğer Uppsala’da bir haftadan fazla bulunacaksanız bisiklet bulmanız neredeyse şart. Bisikletlerin sayısının neredeyse insan sayısına eşit olduğunu farkedeceksiniz. Şehrin neredeyse her caddesi ve sokağında bisiklet kullanımına ayrılmış ayrı yollar olduğunu, olmadığı yerlerde de bisiklet sürücülerine sağduyulu yaklaşıldığını göreceksiniz.

Soğuk havalarda buzlanan zeminde İsveçliler çok rahat bisiklet kullanabiliyor. İlk birkaç gün yere kapaklanıyorsunuz fakat bir süre sonra siz de buz üstünde bisiklet sürebilen bir İsveçli kadar oluyorsunuz. Bu nedenle bisikleti her sezon kullanabileceğinizden emin olun.
Bisiklet kullanımının çok yoğun olmasının yanı sıra, bisiklet hırsızlığının da çok yaygın olduğunu bilmenizde fayda var. Bu nedenle eğer bir bisiklet edinecekseniz sağlam bir kilit, kilidi bağlayacak sağlam yerler ve güvenli parklar bulmalısınız. Eğer bisiklet jantınızı doğru kilitleyemezseniz bisikletinizin jantını bisikletin gövdesinden çıkartıp tekeri satabiliyorlar. Bu nedenle çok dikkatli olmalısınız.
Bisikletlerle ilgili detaylara değinmek gerekirse, hava karardıktan sonra eğer bisikletinizin ön, arka lambaları yoksa ve yanmıyorsa, bisiklet ziliniz çalışmıyorsa veya jantlarınızda kedigözleri yoksa polis size 500SEK miktarında ceza verebiliyor. Bu aksesuarları da bisikletinizi aldıktan sonra hemen temin etmelisiniz.
Bisikletlerin yanı sıra, otobüsler de ulaşımda oldukça işlevsel ve ucuz. Eğer aylık 500 SEK karşılığı sınırsız kullanım kartı edinirseniz otobüs oldukça ucuza geliyor. Otobüslerle ilgili önemli bir detay ise, hangi durağa hangi saatte geleceklerinin önceden belirlenmiş olarak size bir katalogta belirtiliyor olması ve bu zamanlamadan asla şaşmıyor olmaları. Yani, eğer yurdunuzun önündeki durağa 14:37’de geleceği yazıyorsa, o saatte geliyor ve gidiyor. Bu nedenle otobüsler kadar dakik olmaya özen göstermelisiniz.
Araba kiraları Türkiye’deki fiyatlarla aynı. Benzin masrafı ise Türkiye fiyatları kadar olmasa da yüksek. Bu nedenle eğer araba sürmek için büyük bir tutkunuz yoksa veya cebinizden para taşmıyorsa araba kiralamak gibi bir seçeneğe danışmanızı hiç önermiyorum. Ayrıca, Avrupa’da öğrenci hayatı yaşamak istiyorsanız araba düşünülmemesi gereken bir detay. Hayat bisikletle çok daha kolay. Ek olarak, muhtemelen şehir içi 30km gibi hız limitlerine ve sıkı park kurallarına alışana kadar yüz tane ceza yersiniz.

Şehrin tam ortasındaki gar ile Stockholm’e 68SEK karşılığı 30-45dk süren bir tren yolculuğu yapabiliyorsunuz. Ayrıca trenle Malmö, Göteborg gibi diğer İsveç şehirlerine gitmek de oldukça kolay. Şehirler arası otobüsler ve trenin masrafları aynı, fakat trenler genelde daha kısa bir sürede varacağınız yere varıyor. Ayrıca trenler otobüslere kıyasla çok daha rahat oluyor.

Şehir içinde yaya ve bisikletlerin önceliği var. Eğer bir trafik lambası bulunmuyorsa, gelen araç sizin karşıdan geçeceğiniz yaya yolundan önce durmak ve size yol vermek zorunda. Eğer trafik lambası varsa, butona basıp yeşil ışığın yanmasını hızlandırabiliyorsunuz. Bazen yaya yolunda geçeceğim diye kocaman tırları vb. durdurabiliyorsunuz. İlginç bir durum. Yalnız yayalara ayrılan yollardan bisikletle geçmeniz yadırganabiliyor. Hatta cezası da vardı sanırım.

Eğitim
Benim aldığım derslerin hepsinin yalnızca bir sınavı vardı ve bu sınavlar yaklaşık 4 saat sürüyordu. Yani ders boyunca okuduğunuz tüm makaleler, derste gördüğünüz tüm içerikler ve dersle ilgili yaptığını araştırmaları o sınavda özetleyip yanıtlamanız bekleniyor. Notlar da VG, V ya da P olarak değerlendiriliyor. Yani VG pekiyi, G iyi, P de başarısız. Bunların eşdeğerlerini Türkiye’ye döndüğünüzde Erasmus koordinatörünüzle birlikte siz belirliyorsunuz. Bunlara ek olarak bir yıl boyunca en az 30 AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi – European Credit Transfer System) doldurmanız gerekiyor. Bir dönem için gidiyorsanız böyle bir şart koşulduğunu sanmıyorum.Uppsala Üniversitesi’nin eğitimini yalnızca bir yıl okumuş olsam bile oldukça faydalı ve iyi buldum. Dersler yalnızca öğrencinin ihtiyacına ve dersi alma amacına yönelik işleniyor. Ayrıca Erasmus öğrencileri için mi değil mi bilmiyorum yalnız zor bulduğunuz bir dersi dönem içinde bırakıp istediğiniz başka bir dersi ortasından almaya başlayabiliyorsunuz. Öğretmeniyle anlaşmanız yeterli oluyor. Ayrıca dersler aynı anda bitip aynı anda bitmiyor. Haftalık olarak ilerleyen ders programlarında, bir ders örneğin 14. haftada başlayıp 20. haftada bitiyorsa, aynı dönem aldığınız başka bir ders ise 5. haftada başlayıp 11. haftada bitebiliyor. Ders yükü limiti olduğu için de derslerin birbiriyle çakışma ihtimali oldukça az oluyor.

Üniversitenin ‘Studentportalen’ isimli bir portalından tüm derslerinizle ilgili kayıt, bilgi talep ve takip işlemlerini gerçekleştirebiliyorsunuz. Buraya erişim için gereken parola ve kullanıcı adı bilgisini ise Uppsala’ya vardığınızda Erasmus koordinatörünüz size yeni SIM kartı ile birlikte temin edecek. Ayrıca @student.uu.se uzantılı bir e-posta adresiniz olacak ve bu sistemden erişim sağlayabileceksiniz.Üniversitenin kampüsü şehir içinde dağınık olarak bulunuyor. Gazi Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi ya da Ankara Üniversitesi gibi, farklı fakülteler şehrin çeşitli bölgelerinde.  Bunların en büyüklerinden biri olan ve mühendislik ve beşeri bilimler alanlarını barındıran Polacksbacken kampüsü şehrin merkezine, sosyal bilimler alanlarını barındıran Engelska parken kampüsüne göre biraz daha uzak. Yalnız ikisi de hem yurtlara hem de şehir merkezine oldukça yakın bulunuyor.

Şehrin merkezine çok yakın, Engelska parken kampüsünün hemen yanında bulunan Carolina Rediviva isimli çok eski ve devasa kütüphane, Uppsala’daki öğrencilere çalışmak için eşi benzeri olmayan bir çalışma ortamı ve kitap kaynağı sunuyor. Sınavlar öncesinde burada biraz vakit geçirmek hem çok dinlendiriyor, hem de sınavlara çok sağlam bir hazırlık yapmış oluyorsunuz.

Hava

Bu paragraf, bu yazının en karamsar ve kötümser kısmı olacak. İlk tümceden de anlayabileceğiniz gibi, bahar döneminde gidiyor olsanız bile Uppsala’nın havası soğuk, normalden daha karanlık ve çetin. Eğer güz döneminde Uppsala’da olacak olursanız hayatınızın en ilginç deneyimlerinden biri olacak olan uzun geceleri yaşayabilirsiniz.

Kuzeyin çetin hava koşullarının bir artı yanı da bulutsuz bir havada, biraz da şansınız sizinleyse kuzey ışıklarını görebilmeniz olur. Ayrıca nasıl olur öyle demeyin, bir süre sonra soğuğa alışmayı bırakın, soğuğu sevmeye bile başıyorsunuz. Ayrıca odalardaki ısıtmalar son derece başarılı ve odalarınızda veya herhangi bir kapalı alanda hiçbir zaman üşümeyeceksiniz.Uppsala’nın havası kışın -20 ile -30 derece arasına kadar düşebiliyor. Dışarı çıktığınızda pek kullanılmayan yollarda yürümek için bir metreyi aşkın kar ile mücadele etmeniz gerekebiliyor. Yalnız kar yağar yağmaz kamu hizmetleri devreye giriyor ve tüm yaya yolları taş ve tuz ile sıfır sorun yaratacak şekilde temizleniyor. Tek sorun etrafta kalan buz yığınları oluyor.

Eğlence ve etkinlikler
Uppsala’yı tamamen kendi yaşam tercihlerinize göre ister tam bir parti şehri, ister ormanlarla kaplı sakin ve huzurlu bir kasaba, isterseniz de bir ‘macera dolu Amerika’ temasına bürüyebilirsiniz. Şehir her türden insana her türlü imkanı sunuyor. Tamamen size bağlı.

Şehirde değişim öğrencileri için eğlence ve etkinlikler genelde ‘nation’ olarak adlandırılan öğrenci binaları ekseninde gerçekleşiyor. Bunlar ABD üniversitelerindeki ‘fraternity’ ve ‘sorority’ oluşumlarıyla oldukça benzer topluluklar. Avrupa’da eşine yalnızca iki ya da üç üniversitede (University of Paris ve University of Helsinki sanırım) rastlayabileceğiniz bu öğrenci toplulukları, Uppsala’nın üniversitesi kadar eski bir gelenek halini almış.
Bu nationlar aslında öğrencilerin geldikleri bölgeleri Uppsala’da temsil etmek ve birbirlerine destek olmak için kurulmuş. Yani aslında mesela Ankara’da Giresunlular Dayanışma Derneği gibi bir kuruluş amaçları var, fakat öğrenciler arasında etkileşim sayesinde bu binalar bir gelenek halini almış. Uppsala’daki nationlar şöyle:

Dersleriniz başladığında bir öğrenci belgesi alacak ve bunlar arasında beğendiğiniz bir nationa üye olacaksınız. Herhangi bir nationa üye olmak, bir diğerinin etkinliklerine katılamayacağınız anlamına gelmiyor. Fakat hani nationa üye olursanız, o nationun düzenlediği etkinliklere daha indirimli katılıyorsunuz veya daha ayrıcalıklı oluyorsunuz.Stockholms nation

  • Uplands nation
  • Gästrike-Hälsinge nation
  • Östgöta nation
  • Västgöta nation
  • Södermanlands-Nerikes nation
  • Västmanlands-Dala nation
  • Smålands nation
  • Göteborgs nation
  • Kalmar nation
  • Värmlands nation
  • Norrlands nation
  • Gotlands nation
Etkinliklerin ne olduğuna geldiğimizde de, ne ararsanız var diyebilirim. Öğrenci partileri, diskolar, pubcrawl (tüm nationların pubları var, ve bir gece bir nation olarak toplanıp tüm bu pubları geziyorsunuz), dil öğrenme etkinlikleri, kayak, karaoke, gasque (resmi yemekler), geziler vb.
Nationların en büyük artılarından biri de, pasaportunuzda çalışma izniniz olmasa bile, bu nationların yasal olarak sizlere çalışma izni sunması ve bu sayede mütevazi bir para kazanabiliyor olmanız. Yani bu nationlardan birine katıldığınızda, çalışmak için gönüllü olduğunuzu belirtiyorsunuz ve bir süre sonra size ulaşıyorlar. Yeteneklerinize göre garsonluk, aşçılık, güvenlik, organizasyon vb. alanlarda görevler alıp karşılığında para kazanabiliyorsunuz. Ayrıca bu çalışma fırsatıyla birlikte sosyalliğin dibine vuruyorsunuz. Çalıştığınız zamanlarda da nation size genelde ücretsiz yemek ve nation etkinliklerinde fazladan indirimler sunabiliyor.

Ben Gotlands üyesi olmuştum, çünkü Gotlands en küçük nationdu. Dolayısıyla en az nüfüsa sahipti, bu da çalışabilmek için daha büyük fırsattı. Öyle de oldu. Eğer hangi nationa kaydolacağım diye kara kara düşünecek olursanız, hiç tereddütsüz Gotlands’i tavsiye ederim. Çok iyi insanlar.
Nationların dışında şehirin gece hayatı da oldukça aktif. Çeşitli bar ve restoranlar gecenin geç saatlerine kadar açık ve haftanın çeşitli günlerinde oldukça kalabalık oluyorlar. Dünyanın dört bir köşesinden çeşit çeşit öğrencilerle tıklım tıklım bir şehir olduğu için, çoğu gece kulübünün önünde uzun kuyruklar beklemek zorunda kalabiliyorsunuz.

Ayrıca eğer bahar döneminde Uppsala’da olacak olursanız, Valborg denen bir efsaneyi deneyim edeceksiniz. Valborg geleneksel bir bahar festivali, ve iki/üç gün boyunca şehirin tamamı, abartmıyorum tamamı, festival alanına dönüşüyor. Her nationun etkinliği iki katına çıkıyor, bunlara ek olarak şehrin dört bir tarafında konserler düzenleniyor.

Fika, Uppsala’daki öğrencilerin sosyal etkinliklerinin temelini oluşturuyor. Fika, bir grup insanın kahve veya çay eşliğinde bir kek, kurabiye vb. yiyerek muhabbet etmesine deniyor. Kahve demişken, İsveç’i kahve kokusuyla hatırlayacağınızı da bilmenizi isterim.

Finans

İsveç’in pahalı bir ülke olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Eğer Erasmus öncesi ülke seçiminizde İsveç’te hayatın pahalı olduğunu düşünüp bir eleme yaparsanız büyük bir hata yapmış olursunuz. Çünkü İsveç, öğrenciler için para birimi olarak € kullanan diğer Avrupa ülkelerinden daha ucuz. Yani, Türkiye’deki cep harçlığınızın üstüne alacağınız hibe ile mütevazi bir öğrenci yaşamını rahatlıkla yaşayabilirsiniz. Eğer fazladan eğlence, gezi ve alışveriş isterseniz tabii ki Türkiye’de olduğu gibi daha çok paraya ihtiyaç duyacaksınız. Karşılaştırma yaptığınızda, İsveç’ten daha ucuz görünen mal ve hizmetler konusunda, İsveç’in çok daha kaliteli ve güvenilir mal ve hizmet sunduğunu hatırlamanızda fayda var. Ayrıca öğrenci olduğunuz sürece çoğu indirimin kapısını aralamış oluyorsunuz.

İsveç’te Euro kullanılmıyor. İsveç kronu (SEK) kullanılıyor. Yaklaşık bir döviz karşılığı hesabı yapmak için 1€=10SEK gibi tam olarak doğru olmayan fakat çok yaklaşık bir değer sunan formülü kullanabilirsiniz. Yani SEK birimlerini 10’a böldüğünüzde genellikle yaklaşık € karşılıklarını öğreniyorsunuz.Ayrıca bir önceki bölümde bahsettiğim gibi, Uppsala nationlarında çalışıp para kazanma olanağı, diğer ülkelerde eşini bulamayacağınız bir fırsat olacaktır. Çünkü, eğer pasaportunuzda gerekli izinler yoksa (çalışma izni), diğer ülkelerde yasal yollardan çalışamazsınız.

Kira masrafları Türkiye’ye kıyasla yüksek olduğu şehirde, mutfak alışverişi ve ulaşım masrafları Türkiye’den daha pahalı değil. Eğer otobüs biletlerinde ve gezilerde vb. kombine biletler alırsanız cebinizde daha çok para kalır. Ayrıca paranızı cebinizde tutacak diğer bir önlem ise, yemeğinizi kendinizin pişirmesi ve ortak mutfak kültüründen oldukça yararlanmak. Böylece hem sosyalleşecek, hem binbir çeşit yemek tatmış olacak, hem de paranızın çoğu cebinizde kalmış olacak. Yalnız dışarıdan yemek yemeyi alışkanlık haline getirdiğinizde paranızın çoğunun birkaç gün içinde eridiğini göreceksiniz.

İsveç, İsveççe ve İsveçliler

İsveç, kültürüyle ve tarihiyle Avrupa ülkeleri arasında en çok öne çıkan ve zenginliğiyle göz kamaştıran ülkelerden birisi. 9 milyonluk nüfusunun kayda değer bir çoğunluğunu göçmenler oluşturuyor. Çünkü İsveç, göçmenlere kapısını olabildiğince açık tutan bir ülke. Ülkede Türk nüfusu yok denecek kadar az, fakat kebapçılarda vb. Türkçe bilen göçmenlerle karşılaşabilirsiniz. Ülkedeki az Türk nüfusunun neredeyse tamamını oluşturan Konya’nın Kulu ilçesinden göçen Türkler, ülkede Kulu’nun çok büyük ve önemli bir şehir olduğu izlenimini uyandırmış ve bununla ilgili birçok geyik dönüyor.

Yedisinden yetmişine sokakta karşılaşacağınız herkes, ileri seviyede İngilizce hakimiyetine sahip olacağından, bir Erasmus öğrencisi olarak günlük yaşamınızda insanlarla iletişimde hiçbir sıkıntı yaşamayacaksınız. İngilizce konuşamayanına rastlayabilirseniz, bir şekilde sizi anlamaya çalışıp size yardımcı olmaya çalıştığını göreceksiniz. Bunlara ek olarak, İsveçliler kuralcı, dakik ve disiplinli insanlar. Genelleme yapmak tabii ki doğru değil, yalnız yine de bir karşılaştırma yaptığımızda sosyal yaşama ayak uydurmak için çok lakayıt ve geniş davranmamanızda fayda var.”Soğuk yerin insanı soğuk olur” önermesini İsveçliler çürütüyor. İnsanlar ilk bakışta umursamaz ve duygusuz görünüyor olabilir, fakat tanıştığınızda ve aranızda bir arkadaşlık olduğunda size karşı oldukça sıcakkanlı davranıyorlar. Ayrıca sokakta yardım istediğinizde hiçbir İsveçli sizin isteğinizi geri çevirmeyecektir.

İsveççeye geldiğimizde ise, eğer İngilizce biliyorsanız -ki Erasmus öğrencisi olmak için gerçekten iyi derece İngilizce biliyor olmanız gerekiyor- İsveççeyi rahatlıkla öğrenebilirsiniz. İsveççe, Almanca’ya çok benzeyen, fakat yine de aralarında oldukça büyük bir fark olan bir dil. Kendi başına bir dil yani. Norveççe ve Danca’ya benziyor. Dilbilgisi olarak karışık ve zor değil. Zaten Uppsala Üniversitesi’nde ‘Basic Swedish’ isimli üç kurdan oluşan dersler tüm değişim öğrencilerine veriliyor ve bu derslerde günlük hayatta kullanılan İsveççe konusunda çok işe yarayan bilgiler öğreniyorsunuz.

Turizm
İsveç’i Erasmus esnasında bir gezi limanı olarak kullanmak, diğer Avrupa ülkelerine göre daha zor. Çünkü, İsveç’in yalnızca Finlandiya ve Norveç ile toprak sınırı var. Finlandiya sınırı ise yalnızca Kuzey Kutup Dairesi bölgesinde. Fakat, Danimarka ile İsveç arasında tren ve  otoyol ulaşımını sağlayan meşhur ve büyük bir köprü var. Stockholm ve Uppsala arasında bulunan Arlanda havalimanı ve Stockholm’ün güneyindeki Skavsta havaalanı ile hava ulaşımı sağlayabilirsiniz. RyanAir ve WizzAir’i takip ederek Avrupa’nın her tarafına 5€’dan başlayan uçak biletleri satın alabilirsiniz. Ayrıca Estonya, Finlandiya, Letonya ve Almanya’ya Viking Line ve Tallink Silja’nın oldukça ucuza malolan ve çok eğlenceli olan gemi seferleri var.
Ülke içi turizm ise biraz daha pahalıya malolabiliyor. Eğer birkaç arkadaşla toplanıp bir araba kiralar ve ülke içi gezilerinizi bu şekilde yaparsanız işin içinden çok daha ucuza çıkabilirsiniz. Örneğin Yılbaşı zamanı İsveç’in en kuzeyine, Kiruna’ya gidip ren geyiği sürerek kuzey ışıklarının tadını çıkarmak isterseniz, ya nationların bu konuda bir etkinlik düzenleyip düzenlemediğini kontrol edin, ya da birkaç arkadaş toplanıp bir ulaşım planı çıkarın.Uppsala’dan Stockholm’e gitmek oldukça hızlı ve ucuz. Stockholm’de arayacağınız her şey var. Ayrıca oldukça eğlenceli bir şehir. Buradaki tüm turistik noktaları ve müzeleri gezmenizi şiddetle öneririm.
Elimden geldiğince ve aklıma gelen her şeyi anlatmaya çalıştım. Eğer Uppsala’da eğitim, Erasmus vb. gibi konularla ilgili başka bir sorunuz, bu yazıda bulunmasını önerdiğiniz veya merak ettikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz. Herkese başarılar diliyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *